26 Temmuz 2009 Pazar

VİSAL VE FİRAK ÜZERİNE





Zaman kavramı da dahil bir çok anlayışımız, doğrusal bir düzlem üzerinde kuruludur.

Yani bir A noktası bir b noktası ve bu ikisini birleştiren çizgi üzerinde ilerleyen bir hareketli...

Olguları, olayları arka arkaya gelen diziler olarak nitelemek yani "temel" zaman anlayışından mantık yürütmek, farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz bir mekanizmadır. Birçok şey kademelidir, evrimsel sürece tâbidir. Bu dünyasal bakış açısı, o meşhur pandora kutusundaki son şeyi, umudu, su yüzeyine çıkarır...

Önce umut eder, sonra bekler, sonra kavuşuruz ya da men ediliriz. Yani o zaman çizgisinin, bulunduğumuz noktasının ilerisindeki bir noktada hep erişmek istediğimiz bir nokta vardır. Yaşamı temellendiren bu döngü, bizi daima sonraki basamaklardan birine nişanlı kılar. Yani vuslata, visale.. Yani istenen her neyse ona kavuşabilmeye...

Bu kimi zaman bir sevgilidir, kimi zaman bir kent, kimi zamanda ihtiyaç duyulan maddesel bir şey. Erişmek hayal edilemeyecek denli güzel ve "şimdi" nin noksanlıklarına derman bir "yarın"dır. Öylesine caziptir ki yalnızca hayalini kurmak ya da sözünü etmek heyecan verir. Visal, mevcut tüm "ayrı"lıkların yegane dermanıdır. O an için biriciktir ve milât olacaktır.

Mutlu son masallarının tüm albenisi o mutlu sona ulaşmadan evvelki beklentilerin gölgesindedir birazda. Tamam, sevgiliye ulaşılmıştır ancak ulaşmadan evvel Kaf Dağı'nın diğer eteğinde kalmış olan kuştan sevgiliyi sormak da geride kalmıştır artık... Visal tam da bu noktada hayalkırıklığı sıfatına dönüşebilir istemeden. Kavuşma anı ne kadar şâşâlı olursa olsun önceki bekleyişler ve azab hâlleri kelimelere sığamayack denli güzeldir.

Bir Akıl Hocası şöyle der "ihtiyacınız olan vitrindeki o güzel ayakkabıyı almaya kudretiniz varsa da bir süre almayın ve birkaç gün vitrinden izlemekle yetinin. Çünkü mutluluk küçük tatminlerin içinde gizlidir.Ve kimbilir belki de bu anlayış makro düşünce sistemleriniz ve dualarınız için de yer edinecektir.
Bir başka açıdan firak yani erişememek yani kavuşamamak üzerine kurulu platonik aşk, daha kalıcı nitelikler taşır. Firak, sırdır, söz edilemeyecek denli güzeldir, üstü örtülesidir, saklanasıdır. Dahası sınırsızlığı, sonsuzluğu vaad eder. Visalin ömrü belliyken Firak adeta ölümsüzdür. Bu yüzdendir ki unutulmaz aşk hikâyelerinde ya da ramak kalmış ama gerçekleşememiş kavuşmalarda daha efsunlu, daha derindüşler saklıdır. Bu yüzden vuslata erişememiş aşklar hep yaşar, ölümsüzleşir...

Tüm tutku, heves, arzu ya da hayal gücü yani alçak ya da yüksek beklentiler visal ile ateşlenirken firak ile harlanır. Bu yüzden visal leyla olmuşken firak mevladır...