8 Haziran 2009 Pazartesi

II.MAHMUT'A


II. Mahmut ;

Kaçıncı kez ismini yazıyorum bu arkası kullanılmış çalışma kağıtlarına bir bilsen…

Tanzimatı ilân ettiğin o Gülhane Parkına dair ıslak, dumanlı, yalın anılarım hâla gözümde tüterken, ben nasıl rakamlara, olaylara, telaffuzu zor kelimelere odaklanayım, sen söyle…

II. Mahmut ;

Muhtemelen herhangi bir bilgin yok; seni tarih kitaplarında çekiştiren yazarlarla ilgili
Ve bu kitapları hatmetmek zorunda olan öğrencilerle ve benimle ilgili… Ama ben senin ismini bilmem kaçıncı kez içimden tekrar ede ede yazıyorum…

" II.Mahmut, Nizam-ı Cedit’in devamı niteliğindeki Sekban-ı Cedit’i kurdu. Yeniçerilerin bir kısmını eğitimden geçirerek Eşkinci Ocağını kurdu ancak yeniçerilerin isyanı üzerine tekrar kaldırttı.”

Şimdi neden seni anıyorum biliyor musun? Şu yukarıdaki paragraf gibi neler neler okudum ve yazdım yıllardır ( yazarak çalışan bir öğrenci kompleksiyim ben!) ve kelimeler, isimler, cümleler gibi içime musallat olan kasvette aynı renkte her seferinde; küf yeşili…

Senin benden zerre kadar haberin olmadan, ülkemin sınav sistemlerinin dayatması olarak kaçtır yaptığın yenilikleri, imzaladığın antlaşmaları, tarihlerini, önemini, kimler arasında yapıldığını bilmem gerekir, daha da kötüsü herhangi bir tarih merakı ya da ateşi ile değil, bir sayısal öğrencisi olarak zorunlu olarak…

Hayır alınma üstüne lütfen! Bir başka Osmanlı Padişahına da aynı serzenişte bulunabilirdim. Kişisel bir garezim yok sana, kaldı ki; tarih sayfalarındaki “ilân” ve “imzalar”ın kadar tanıyorum seni… sorun ne tarih dersinde ne de çalışırken bile tekerrür etmesinde! Ne bileyim belki bende… şu sıralar yazacak birilerini aramamda ve bulamayıp ta sana yazışımda…


II. Mahmut; şimdi müsadenle… Şimdi göz attımda aslında Tanzimatı sen ilân etmemişsin, sen hazırlatmışın Abdülmecit İlân etmiş. Bunun ayrımına varmam gerek, buradan soru gelebilir netekim! Daha bedenimle yaşam arasındaki farkı fark edememişken, bunu fark etmeliyim, müsadenle!...

Hiç yorum yok: