Aşk üzerine yazılanlar; kara, kapkaraydı…” ( elif şafak- pinhan)
Üçgen prizmadan yansıtıldı ışık yüreğime
Yedi ayrı renge ayırdım, ayrıştırdım
Ve her biri doğasına uygun davranılmasını istediğinde
Önce suya saldım ebruli düşlere meylederek
Meğer uçmaktan farklı değilmiş ki yüzmek
Hava da su da afyonmuş ruhta ve tende
Bunu fark etmenin faturası ağır getirildi önüme
Prizmayı tuzla buz edip binlerce “ben”i izledim
Her bir zerreyi “tuzlu su”da yüzdürdüm
Yalın hâllere gark oldum, önsöz hazırladım cehenneme
Ve bir gece hepsini kara kazanlara atıp tutuşturdum
Kaynattım, kara, kapkara kıldım…
Ne kadar gözünü karartırsan aşk için
O denli hasmı karşına alırsın
Dert değil küllenmiş sineye ateş
Ancak közün cesareti de ateşten
Kül dediğin KARA ve KAPKARAdır
Doğmaya bin gerekçe bin de şahit ister
Ve asla kefil bulunmaz “canlar pazarı”nda
Dahası tek bir âdem inanmaz bu tufana
“şimdi yanmak vaktidir” der içinden bir ses
Bir başkası eşlik eder ona; “uyma ona, ne der herkes!”
Davran artık cahil kraliçe hava karardı
Tufan geçti yalnızca ben ve yüreğim sağ kaldı….
(şair olamayacak tüm zavallılar için =) )
(21. yıla sönük bir hediye)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder