Bir yağmur damlasıyım ben
Evvelim umarsız rüzgârlara dayanır
Kuşlardan daha özgür ve yüksekten
Süzülür ve dingin atmosferlerde yol alır
Yaban dağların zirvesine yükselir
Kuşbakışı ovalara kibir fırlatır
Esmez, yalnızca gürler, tatmin olur
Yetmezse yalandan şimşekler çaktırır.
Ne vakit karşılaşır sert bir bulutla
Karartır gözünü çatışır kıyasıya
Yıkılır, yıkar, yüklenir ve dolar
Ve dayanamaz üzerine utanmadan ağlar.
Küçük kıyametler koparır dünya üzerine
Mersiyelerle besler zavallı destanını(!)
Zamanı gelince de geldiği yere dönmek üzere
-Özü, tek gerçeği, sadık yari toprağa-
Yol alır inceden, sonuna kadar incinerek;
Kafa tuttuğu yerçekimine bırakır kendini.
Kim bilir kaçıncı kez şahit olur dünya,
Boşlukta süzülen damlalara, sıradan bir ağlayışa
Katre olur, öz olur, buğu olur, sel olur
En sonunda çaresiz bir hüzne anlam olur
Damlarım boş bir sayfaya, vefalı bir omuza…
Ayşe KARACA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder